İş Sağlığı Hukuktaki Dayanakları (Mali Çözüm Dergisi, Sayı: 121, Ocak-Şubat 2014)

6514 SAYILI KANUN SONRASINDA TÜRKİYE MEVZUATINDA İŞYERİ HEKİMLİĞİ UYGULAMALARININ ULUSLARARASI HUKUKLA KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZİ

A COMPARATIVE ANALYSIS OF PRACTICES OF OCCUPATIONAL MEDICINE IN TURKEY’S LEGISLATION AFTER THE ACT NO. 6514 TO THE INTERNATIONAL LAW

 

Mali Çözüm Dergisi, Sayı: 121, Ocak-Şubat 2014

 

Öz

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde tarihi bir dönüşüm başlatan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun düzenlemelerden birini de, kapsama giren işyerlerinde işyeri hekimi istihdam etme ya da işyeri hekimliği hizmetini dışından satın alma suretiyle çalışanlara sunma zorunluluğu oluşturur.

6331 sayılı Kanunun oluşturduğu yüksek işyeri hekimi talebini karşılamak için 18.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6514 sayılı Kanun, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda işyeri hekimliğine dair önemli değişiklikler yapmıştır. Buna göre, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimlerinin, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere işyeri hekimi olarak çalışabilmesi imkânı getirilmiş bulunmaktadır. Bir diğer düzenleme ile de, istisnasız Türkiye’deki tüm tabiplerin, işyeri hekimliği eğitimi alma ve işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartları aranmaksızın, işyeri hekimliği görevini yapabilmesinin önü açılmıştır. Bu şekilde işyeri hekimliği icra edecek olanlar ancak 10’dan az işçi çalıştıran ve az tehlikeli sınıfta sınıflandırılmış olan işyerlerinde istihdam edilebilecektir.

Bu çalışmada güncel değişiklikler sonrasında Türkiye mevzuatında işyeri hekimliği uygulamalarının yasal çerçevesi değerlendirilmiş; ayrıca, son değişikliklerin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine olacak muhtemel etkileri uluslararası hukukta yer alan işyeri hekimliği uygulamaları ile karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler

İşyeri hekimi, iş sağlığı ve güvenliği, iş sağlığı, hekim, tehlike sınıfı

 

Abstract

One of the arrangements of The Occupational Health and Security Act No. 6331, which has been started a historical transformation within the services of occupational health and safety in Turkey, is the obligation to employ an occupational physician in workplaces those are within the scope or to serve the occupational medicine services to employers by purchasing it from outside of the workplace.

For meeting the high demand of occupational physicians, which is created by the Act No. 6331, the Act No. 6514, which is entered into force by being published at the Official Gazette by the date of 18th of January 2014, has made significant amendments on the Act No. 1219 on The Methods of The Execution of Medicine and Medical Sciences. Accordingly, the opportunity has been brought for the physicians who are working at public institutions and organizations and do not have a managerial position and for family physicians, to serve as an occupational physician, under the conditions of having the permission of their institution, working outside of their working hours at their institutions and organizations and within a working hour limitation not to exceed thirty hours in a month. With another amendment, the way for practicing occupational medicine without the requirements of being trained for occupational medicine and having an occupational medicine certificate, has been opened for all physicians in Turkey with no exception. Those who will perform occupational medicine in this way, can be employed only at the workplaces which are employing workers less than 10 and which are classified at the less dangerous hazard class.

In this study, the legal framework of occupational medicine practices in Turkey after the recent changes has been evaluated; furthermore, the possible effects of the recent legal changes for the occupational health and safety services has been discussed with a comparative focus to the occupational medicine applications in the international law.

Keywords

Occupational physician, occupational health and safety, occupational health, physician, hazard class

 

  • GİRİŞ

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30.06.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak çeşitli işyerleri açısından aşamalı olarak yürürlüğe girmeye başlamıştır. Kanun’un iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine dair 6 ve 7 nci maddeleri, 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyerleri için 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. İlgili hükümler kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için ise 01.07.2016 tarihinde yürürlüğe girecektir (T.C. Yasalar, 2012: Md. 38).

6331 sayılı Kanun; işyerlerinde işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli görevlendirilmesini ya da Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB)’nden hizmet satın alınması suretiyle bu hizmetlerin sağlanmasını (Md. 6-8), çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitilmesini (Md. 17), risk değerlendirmesi yapılmasını (Md. 10), çalışanların sağlık gözetimine tabi tutulmasını (Md. 15), işyerinde çalışan temsilcisinin ve destek elemanının görev yapmasını (Md. 20), İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu (İSGK) kurulmasını (Md. 22), ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için gerekli olan her türlü tedbirin alınması ve organizasyonun yapılmasını (Md. 4) kapsama giren işyerlerine zorunlu kılmıştır.

İşletmeler ve işyerlerinde kapsamlı bir dönüşümü gerektiren ve iş güvenliği uygulamalarını köklü bir şekilde yaygınlaştıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun getirdiği zorunluluklardan birini de kapsama giren işyerlerinde “işyeri hekimi” çalıştırılması yükümlülüğü oluşturmaktadır. Kanun, çalışan başına verilecek hizmetin düşük olması nedeniyle işyeri hekiminin tam zamanlı olarak istihdamının zorunlu olmadığı hallerde[1], ortak sağlık ve güvenlik birimleri (OSGB)’lerden hizmet satın alınarak işyeri hekimliği hizmetinin çalışanlara sunulmasını kapsama giren işyerlerine zorunlu kılmıştır (T.C. Yasalar, 2012: Md. 6-8).

Söz konusu bu yasal hüküm, ülkemiz çalışma hayatında ciddi bir işyeri hekimi talebini ortaya çıkartmış bulunmaktadır. Bu kapsamda, 6331 sayılı Kanun sonrasında işyeri hekimliği müessesesinin büyük bir önem kazandığı görülmektedir. İşyeri hekimlerinin önemi artarken, iş organizasyonundaki konumları, yetki ve sorumlulukları da 6331 sayılı Kanun ile güçlendirilmiş ve sağlamlaştırılmıştır.

Ülkemiz mevzuatında, işyeri hekimliğine dair yasal düzenlemeler 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu’nda yapılmıştır (T.C. Yasalar, 1928, 1953, 2012). Alt mevzuat olarak ise, Türk Tabipler Birliği İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliği ile İşyeri Hekimleri ve Diğer Sağlık Personeli Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik işyeri hekimlerinin izin ve çalışma usul ve esaslarını belirleyen temel alt mevzuat metinleridir (TTB, 2002; ÇSGB, 2013).

02.01.2014 tarihinde TBMM’de yasalaşan ve 18.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6514 sayılı Kanun sonrasında işyeri hekimi olma ve çalışma şartlarında önemli değişiklikler meydana gelmiş bulunmaktadır (T.C. Yasalar, 2014). Söz konusu yeni düzenleme, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine geçiş sürecinde olan işyerlerini ve ülkemizde çalışmakta olan hekimleri yakından ilgilendirmektedir.

Bu makalemizde öncelikle Türkiye’de cari bulunan mevzuatta işyeri hekimi olma ile ilgili hukuki hükümler ana hatları ile değerlendirilecek, devamında, 6514 sayılı Kanun sonrasında işyeri hekimi olma şartlarında yaşanan değişiklikler açıklanacak ve nihayetinde son değişikliklerin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulmasına olan muhtemel etkileri dünyadaki işyeri hekimliği uygulamaları ile karşılaştırmalı olarak irdelenecektir.

 

  • İŞYERİ HEKİMLİĞİ UYGULAMALARININ TANIMI VE İŞLEVİ

İşyeri hekimi, bir işyerindeki çalışanların iş güvenliğinin temini, sağlık koşullarının gözetlenmesi, çalışanın işe uygunluğunun belirlenmesi, çalışma yaşamındaki hastalıkların teşhisi ve yaşanılan kazaların ön tedavisi, acil hallerde sağlık hizmetlerinin sağlanması, işyerinin tıbbi kayıtlarının tutulması gibi görevler ile vazifeli olan hekimi ifade etmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği ekibinin temel katılımcılarından biri olan işyeri hekimi, çalışanların sağlık ve güvenliğinin temininde olduğu gibi, işletmelerin sağlık uygulamalarının düzenlenmesi ve yönetiminde de önemli bir role sahiptir (Macdonald, Baranski ve Wilford, 2000: 3). İşyeri hekimi sıradan bir çalışan olmayıp, işyerinin sağlık danışmanı ve sağlık konularında otorite ismi olarak görev yapmaktadır. İşyeri hekimliği müessesesi, çalışanların sağlık koşullarının sürdürülebilir hale getirilmesini sağlamak, çalışma koşullarını ve iş ortamını yeni baştan düzenlemek hedefinde olan “iş sağlığı uygulamaları”nın hayata geçirilmesi açısından hayati bir öneme sahiptir (Rentanen ve Fedotov, tarihsiz: 1).

İşyeri hekimleri, işyerindeki tehlikelerin ve risk kaynaklarının değerlendirilmesini içeren risk değerlendirmesi sürecinde önemli bir işleve sahiptir. İşyeri hekimlerinin; çalışanların sağlık gözetiminin yapılması, acil durumlarda müdahale ve tahliye, iş kazalarının önlenmesi, meslek hastalıklarının teşhisi ve iş sağlığının kayıt altına alınması gibi önemli iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında kritik rolleri bulunmaktadır. İşyeri hekimleri; iş güvenliği uzmanları, sağlık personeli, çalışan temsilcileri ve destek elemanları ile birlikte iş örgütlenmesinin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin karar alma süreçlerinde en etkin çalışanlardandır.

İşyeri hekimi olarak çalışan kişinin çalışma usulleri işverence belirlenmez; işverenin, kendi çalışanı olmasına karşın, işyeri hekimi üzerindeki genişletilmiş yönetim serbestisinin kısıtlı olduğu görülür. İşyeri hekiminin, görevini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde yürütmesi esastır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyeri hekimlerini iş örgütlenmesinde söz sahibi bir konuma taşımıştır. Risk değerlendirmesi gibi süreçlerde işyeri hekiminin tespit ve görüşleri bağlayıcıdır. İşyeri hekimleri iş güvenliği uzmanları ile birlikte çalışarak; görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirirler. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili onaylı deftere yazılan hususlar işverene tebliğ edilmiş sayılacaktır. İşverenler bu tedbirleri öncelikle ele almak ya da yerine getirmek zorundadır (T.C. Yasalar, 2012: Md. 8). Başka bir deyişle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının kendi uzmanlık ve teknik bilgileri nedeniyle alınmasını zaruri gördükleri iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini uygulamak işveren için seçimlik değildir.

İşveren, yerine getirilmeyen hususlar varsa gerekçesi ile birlikte talepte bulunan kişiye yazılı olarak bildirmek ve bu yazışmaların işyerinde düzenli olarak arşivlenmek zorundadır (T.C. Yasalar, 2012: Md. 8).

İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, işverene bildirilen hususlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, bu hususu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirmekle yükümlüdür (T.C. Yasalar, 2012: Md. 8).

Görüldüğü üzere, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu öteden beri ülkemiz mevzuatında mevcut bulunan işyeri hekimliği uygulamasını güçlendirmiş ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin hayata geçirilmesi açısından stratejik bir konuma taşımıştır.

 

  • TÜRKİYE’DE İŞYERİ HEKİMLİĞİNE DAİR MEVZUAT

Türkiye’de cari olan mevzuattaki tanımına baktığımızda; işyeri hekimi kavramı, Türk Tabipler Birliği İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliği’nde, yürürlükteki iş ve sağlık mevzuatı uyarınca işyeri hekimi olarak çalışma hak ve yetkisine sahip olan hekim olarak tanımlanmıştır (TTB, 2002: Md. 3). İşyeri Hekimleri ve Diğer Sağlık Personeli Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’e göre ise, işyeri hekimi, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yetkilendirilmiş “işyeri hekimliği belgesi”ne sahip hekimleri ifade eder (T.C. Yasalar, 2012: Md. 3; ÇSGB, 2013: Md. 4).

6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu uyarınca, tıp doktorlarına, işyeri hekimi olarak çalışma onayı Türk Tabipler Birliği (TTB) ve hekimin bağlı olduğu Tabip Odası’nca verilmektedir. 6023 sayılı Kanun’a göre özel kurum ve işyeri tabipleri; çalıştıkları yerlerin sağlık hizmetlerinin başka bir yerde ikinci bir görev yapmalarına elverişli bulunduğu tabip odaları idare heyetince kabul edilmedikçe, her ne suretle olursa olsun, diğer bir kurum ve işyerinin tabipliğini alamazlar (T.C. Yasalar, 1953: Md. 5).

Öte yandan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlerce işyeri hekimi olarak görevlendirilecekler için ikinci bir düzenleme daha yapmış ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan geçerli bir işyeri hekimliği belgesine sahip olmak şartını aramış bulunmaktadır (T.C. Yasalar, 2012: Md. 3). İşyeri hekimlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nden alacağı izin belgesinin hangi usullerle verileceği ise İşyeri Hekimleri ve Diğer Sağlık Personeli Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in 7 ve 8 inci maddelerinde ve EK-1’inde düzenlenmiştir (ÇSGB, 2013).

Kamuda çalışan hekimlerin işyeri hekimi olabilmelerine dair mevzuat hükümleri ise, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da düzenlenmiş bulunmaktadır. 1219 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş olan bu uygulama, şimdiye kadar sözleşmeli statüde olanlar da dâhil olmak üzere mahalli idareler ile kurum tabipliklerinde çalışan ve döner sermaye ek ödemesi almayan tabiplerin işyeri hekimliği yapabilmesine imkân tanımakta idi. Söz konusu hükümde makalemizin ilerleyen kısımlarından açıklayacağımız üzere değişiklik yaşanmış bulunmaktadır (T.C. Yasalar, 1928: Md. 12).

Burada belirtmek gerekir ki, 1219 sayılı Kanun uyarınca, döner sermayeli sağlık kuruluşlarının da, kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilmesi mümkün bulunmaktadır (T.C. Yasalar, 1928: Md. 12).

 

  • 6514 SAYILI YASA İLE GETİRİLEN DÜZENLEMELER

18.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6514 sayılı Kanun sonrasında 1219 sayılı Kanunda düzenlenmiş bulunan işyeri hekimliği müessesesinde gerek Türkiye’de sağlık hizmetlerinin sunumu açısından gerekse de iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin tedariki açısından önemli iki değişiklik yapılmış bulunmaktadır.

İlk olarak, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesinde yapılan değişiklik ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimlerinin, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz (30) saati geçmemek üzere işyeri hekimliği yapabilmesi imkânı getirilmiş bulunmaktadır (T.C. Yasalar, 2014: Md. 21)

Bu değişiklik ile daha evvel yalnızca mahalli idareler ile kurum tabipliklerinde çalışan ve döner sermaye ek ödemesi olmayan tabipler ile sınırlı olan işyeri hekimliği yapabilme istisnası, kamuda çalışan tüm doktorlara genişletilmiş bulunmaktadır. Öte yandan, şekilde çalışacak olan tabiplerde, işyeri hekimliği eğitimi alma ve işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartları aranacaktır. Bu şekilde çalışacak hekimlere ayrıca;

  • Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıyor olması ya da aile hekimi olması,
  • Yöneticilik görevi bulunmaması,
  • Çalışma saatleri dışında işyeri hekimliği yapması,
  • Kurumundan izin alması,
  • Aylık azami 30 saat işyeri hekimi olarak çalışması,

şartları getirilmiştir.

İşyeri hekimliği uygulamalarında yapılan ikinci düzenleme ise daha radikal bir adım oluşturmaktadır. Buna göre, yapılan düzenleme ile 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasına şu cümle eklenmiştir: “Tabipler, işyeri hekimliği eğitimi alma ve işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinin işyeri hekimliği görevini yapabilirler.” (T.C. Yasalar, 2014: Md. 21). Bu yeni hüküm, işyeri hekimliği hizmetlerinin sunulmasına oldukça geniş bir kapsam getirmiş ve işyeri hekimi olma şartlarını köklü bir şekilde değiştirmiş bulunmaktadır.

Söz konusu bu hüküm değişikliği ile birlikte, tıp doktoru unvanını almış olanlardan tümünün işyeri hekimi olabilmesinin önü açılmış, doktorların işyeri hekimliği eğitimi alma ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve/veya Türk Tabipler Birliği’nden alınmış bir işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartı kaldırılmış bulunmaktadır. Ancak, bu şekilde işyeri hekimliği yapacak doktorların yalnızca 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde çalışmaları mümkün olabilecektir.[2] 10 ve daha fazla işçi çalıştıran az tehlikeli işyerleri ile çalışan sayısına bakılmaksızın tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan tüm işyerlerinde çalışacak işyeri hekimlerinin ise mevcut mevzuat hükümlerine göre eğitim ve belgelendirme şartı sürmektedir.

 

  • İŞYERİ HEKİMLİĞİNDE YENİ DÜZENLEMENİN GEREKÇESİ VE TÜRKİYE’DE İŞYERİ HEKİMİ İHTİYACI

Yeni düzenlemenin temel gerekçesi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun dönüşüm sürecinin gerektirdiği işyeri hekimi ihtiyacının karşılanmasıdır.

Ülkemizdeki işyeri hekimi ihtiyacına baktığımızda, tehlike sınıfları itibariyle aşağıdaki tabloda görülen işyeri sayılarının gösterge niteliğinde olduğu kabul edilebilir. Tabloda belirtilen değerler 15.01.2014 tarihi itibariyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK tarafından açıklanan resmi istatistikleri içermektedir.

 

İşyeri sayısı / İşyeri hekimi sayısı İstatistiki veri
Türkiye genelinde çok tehlikeli sınıfta yer alan işyeri sayısı 264.132
Türkiye genelinde tehlikeli sınıfta yer alan işyeri sayısı 333.250
Türkiye genelinde az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri sayısı 804.771
Türkiye genelinde mevcut işyeri hekimi sayısı 21.159

Tablo 1: 15.01.2014 tarihi itibariyle Türkiye’de tehlike sınıflarına göre işyerlerinin ve mevcut işyeri hekimlerinin sayısal verileri (AA, 2014).

 

1219 sayılı Yasa’da yapılan değişiklikler ile bir yandan kamuda çalışan tüm hekimlerin işyeri hekimliği yapabilmesinin yolu açılırken, diğer yandan ise daha evvel mevzuatımızda olmayan radikal bir değişiklik ile işyeri hekimliği belgesine sahip olmadan ve işyeri hekimliği eğitimi almadan işyeri hekimi olarak çalışılmasının da yolu açılmış bulunmaktadır.

Her ne kadar, işyeri hekimliği eğitimi almadan ve belgelendirilmeden çalışacak söz konusu işyeri hekimleri ancak 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde çalışacak olsa da, bu düzenleme sonrasında piyasadaki işyeri hekimi arzı görünür ölçüde artacaktır.

6331 sayılı Kanun’un iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine dair 6 ve 7 nci maddeleri, 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyerleri için ise 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu maddeler kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan özel sektör işyerleri için ise, 01.07.2016 tarihinde yürürlüğe girecektir. Özellikle 01.07.2016 tarihi sonrasındaki süreçte ortaya çıkacak işyeri hekimliği talebi söz konusu yeni düzenlemeler ile önemli ölçüde karşılanmış olacaktır.

 

  • DÜNYADAKİ İŞYERİ HEKİMLİĞİ UYGULAMALARIYLA KARŞILAŞTIRMALI OLARAK HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER

İşyeri hekimliği alanında yapılan son düzenlemeler Türkiye’de sağlık ve çalışma hayatında köklü değişiklikler yaparken bir yandan da bir dizi eleştiriye neden olmaktadır.

Öncelikle, işyeri hekimi olarak çalışacak kişilere “işyeri hekimliği eğitimi alma” şartının kaldırılmış olması, iş güvenliği hizmetlerinin doğru bir şekilde sunulması açısından handikaplar ortaya çıkartabilecek bir düzenlemedir. Her ne kadar 9 ve daha az çalışanı olan az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde çalışacak olsalar da, işyeri hekimliği uygulamalarına aşina olmayan hekimlerin iş sağlığına yapacakları katkılar tartışmalıdır. Zira işyeri hekimleri; sağlık gözetimi, risk değerlendirmesi, acil durumlarda müdahale ve tahliye, iş kazalarının önlenmesi ve meslek hastalıklarının teşhisi gibi klasik hekimlik uygulamaları arasında olmayan önemli süreçlerde kritik öneme sahip bir çalışan grubudur. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarındaki kritik işlevi göz önüne alındığında, işyeri hekimliği yapacak olanların hekimlik mesleğinden ayrı bir uzmanlaşmaya ihtiyaç duyacakları; tıbbi uzmanlıklarının yanında işyeri perspektifi ile bakabilen bir bakış açısını kazandıracak eğitime tabi tutulmaları gerektiği hususu izahtan varestedir (Esen, 2014).

Bu bakış açımızı işyeri hekimliğine dair uluslararası hukuk düzenlemeleri de desteklemektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun; iş sağlığı ile görevli bulunacak işyeri hekiminin, işyeri hekimliği uygulamaları konusunda özel bir eğitim almış olmasını ya da en azından endüstriyel hijyen, özel acil hallerde tedavi ve iş patolojisi gibi konular ile iş sağlığı hizmetlerinin çeşitli görevlerini belirleyen mevzuat hakkında bir şekilde eğitilmesini tavsiye ettiği görülmektedir (ILO, 1959: Md 16-19).

İşyeri hekimliği müessesesinin işleyişi ile ilgili AB mevzuatı da ayni doğrultuda oluşmuştur. Avrupa Konseyi kararlarına göre, işyeri içerisinde iş sağlığı ve güvenliğinde uzmanlaşmış personeller bulunmadan yahut bu uzmanlık işletme dışından hizmet satın alınarak sağlanmadan işyerlerinde koruyucu ve önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi mümkün değildir (European Council, 1989: Md.7).

Yeni düzenlemeye getirilen bir başka eleştiri de, düzenlemenin işyeri hekimi ihtiyacına acil olarak cevap verebilen bir düzenleme olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir. Zira 9 ve daha az çalışanı bulunan az tehlikeli sınıftaki işyerleri için işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu 01.07.2016 tarihi ve sonrasında geçerli olacaktır. Yapılan düzenleme bu yönüyle ancak bu tarih sonrasındaki ihtiyaca cevap verebilecektir. Kamuda çalışan tabiplerin işyeri hekimi olabilmesine getirilen düzenlemeler ise mevcut ihtiyaca sınırlı bir cevap verecek potansiyeldedir.

Son olarak, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğinin kökleşmesi işyeri hekimleri sayısında kantitatif bir artış yanında, işyeri hekimliği uygulamalarında kalite yönünden bir artışa da ihtiyaç duymaktadır. ILO’nun 1988 tarihli İşyeri Sağlık Hizmetleri Konvansiyonu’na göre iş sağlığı hizmetleri multi-disipliner, çok boyutlu, nitelikli ve kapsamlı olmalıdır (ILO, 1988: Md. 9, 11). İşyeri hekimliği pratiklerinde derinleşme ve nitelikli işyeri hekimliği müessesesinin oturması için tedbirler almadan yalnızca sayısal olarak işyeri hekimlerini arttırmak, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında genişleme sağlasa da derinleşme oluşturmayacaktır. Bu yönüyle, işyeri hekimliği müessesesine hak ettiği dikkati ve değeri göstermenin elzem olduğunun altının çizilmesi önem arz eder.

 

  • SONUÇ

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili düzenlemelerden birini de işyerlerinde işyeri hekimi çalıştırma ya da işyeri hekimliği hizmetini işletme dışından satın alma suretiyle çalışanlara sunma zorunluluğu oluşturmaktadır. Söz konusu bu yasal hüküm, ülkemiz çalışma hayatında ciddi bir işyeri hekimi talebini ortaya çıkartmıştır.

6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işyeri hekimi olarak çalışmak için tabip odasından ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan işyeri hekimliği belgesi almak ve gerekli işyeri hekimliği eğitimini tamamlamış olmak gerekmektedir. Kamuda çalışan hekimlerin işyeri hekimi olması ile ilgili düzenlemeler ise 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da yapılmış bulunmaktadır.

18.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6514 sayılı Kanun, 1219 sayılı Kanunda işyeri hekimliğine dair düzenlemelere önemli değişiklikler getirmiştir. Buna göre, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimlerinin, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz (30) saati geçmemek üzere işyeri hekimliği yapabilmesi imkânı getirilmiş bulunmaktadır. Ancak, bu şekilde çalışacak olan işyeri hekimlerinin işyeri hekimliği eğitimi alma ve işyeri hekimliği belgesine sahip olma zorunluluğu devam etmektedir.

Öte yandan, yapılan bir diğer düzenleme ile de; istisnasız tüm tabiplerin, işyeri hekimliği eğitimi alma ve işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinin işyeri hekimliği görevini yapabilmelerinin önü açılmıştır. Söz konusu bu hüküm değişikliği ile birlikte tüm doktorların işyeri hekimliği eğitimi alma ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ya da Türk Tabipler Birliği’nden işyeri hekimliği belgesine sahip olma şartı kaldırılmış bulunmaktadır. Ancak, bu şekilde işyeri hekimliği yapacak doktorların ancak 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde çalışmaları mümkün olabilecektir. 10 ve daha fazla işçi çalıştıran az tehlikeli işyerleri ile çalışan sayısına bakılmaksızın tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan tüm işyerlerinde çalışacak işyeri hekimlerinin ise mevcut mevzuat hükümlerine göre eğitim ve belgelendirme şartı sürmektedir.

İşyeri hekimliği uygulamalarındaki son düzenlemeler ile işyerlerinde 6331 sayılı Kanunun zorunlulukları dolayısıyla ortaya çıkan işyeri hekimi ihtiyacına kısmen cevap verecek bir işyeri hekimi arzı doğacaktır. Bu etki özellikle 01.07.2016 tarihi sonrasında daha fazla hissedilecektir.

Öte yandan, yeni düzenleme ile, işyeri hekimi olarak çalışacak kişilere “işyeri hekimliği eğitimi alma” şartının kaldırılmış olması, iş güvenliği hizmetlerinin doğru bir şekilde sunulması açısından isabetliliği tartışmalı bir düzenlemedir. ILO, Avrupa Konseyi gibi alanın otoritesi olan kurumların uluslararası hukuk metinlerine bakıldığında işyeri hekimliği müessesinin multi-disipliner, çok boyutlu, nitelikli ve kapsamlı olması gerektiği ve işyeri hekimlerinin özel bir eğitim almış olmalarının zorunlu tutulduğu görülmektedir. Uluslararası perspektiften bakıldığında, Türkiye’deki işyeri hekimliği uygulamalarında da derinleşme ve uzmanlaşmanın, işyeri hekimlerinin sayısını arttırmak kadar önem verilmesi gereken bir husus olduğu görülmektedir.

 

 

 

KAYNAKÇA:

Anadolu Ajansı (2014) “Bakan Faruk Çelik: 76 bin iş güvenliği uzmanı göreve başlayacak”, Anadolu Ajansı, 16.01.2014, http://www.aa.com.tr/tr/turkiye/275105–is-guvenligi-uzmanligi-ve-is-yeri-hekimligi-sinavlari-sonuclandi (Erişim: 19.01.2013).

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) (2012) İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 29.12.2012, Sayı: 28509.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) (2013) İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 20.07.2013, Sayı: 28713.

Esen, Bünyamin (2014) “İşyeri Hekimliğinde Neler Değişti?”, İnternet Haber, Tarih: 27.01.2014, http://www.memurhaber.com/isyeri-hekimliginde-neler-degisti-a1137.html (Erişim Tarihi: 09.02.2014).

European Council (1989) Council Directive of 12 June 1989 on the introduction of measures to encourage improvements in the safety and health of workers at work (89/391/EEC) (Çalışanların İş Sırasında Güvenlik ve Sağlıklarının Geliştirilmesinin Teşvikine Dair Önlemlerin Uygulanmasına Dair Konsey Direktifi), http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=CONSLEG:1989L0391:20081211:EN:PDF (Erişim Tarihi: 26.01.2014).

ILO (1959) R112- Occupational Health Services Recommendation (No. 112) (İş Sağlığı Hizmetlerine dair 112 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Tavsiyesi), Uluslararası Çalışma Örgütü: Cenova.

ILO (1988) C161- Occupational Health Services Convention, 1985, No. 161 (161 sayılı İŞ Sağlığı Hizmetlerine İlişkin Konvansiyon), 71 inci ILC Toplantısı: Cenova, http://www.ilo.org/dyn/normlex/en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312306:NO (Erişim tarihi: 26.12.2013).

MACDONALD, Ewan; BARANSKI, Boguslaw ve WILFORD, Jane (2000) Occupational Medicine in Europe: Scope and Competencies, Bilthoven: World Health Organisation European Centre for Environment and Health, EUR/ICP/EHBI 02 02 04, http://www.who.int/occupational_health/regions/en/oeheuroccmedicine.pdf (Erişim Tarihi: 11.12.2013).

RENTANEN, Jorma ve FEDOTOV, Igor A. (tarihsiz) Standards, Principles and Approaches in Occupational Health Services, International Labour Organization, http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/@ed_protect/@protrav/@safework/documents/publication/wcms_110439.pdf (Erişim tarihi: 11.12.2013).

T.C. Yasalar ( 1928) 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 14.04.1928, Sayı: 863.

T.C. Yasalar (1953) 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 31.01.1953, Sayı: 8323.

T.C. Yasalar (2012) 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 30.06.2012, Sayı: 28339.

T.C. Yasalar (2014) 6514 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 18.01.2014, Sayı: 28886.

Türk Tabipler Birliği (2002) Türk Tabipler Birliği İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliği, Tarih: 21.12.2002, Sayı: 24970.

[1] 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işyeri hekimlerinin, işyerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre işyerlerinde çalışan başına verilmesi gereken asgari bir hizmet süresi vardır. Buna göre; a) 10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışan başına yılda en az 25 dakika; b) Diğer işyerlerinden ise 1) Az tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 4 dakika, 2) Tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 6 dakika, 3) Çok tehlikeli sınıfta yer alanlarda, çalışan başına ayda en az 8 dakika, işyeri hekimliği hizmeti sunulması mecburidir. Mevzuat ayrıca hangi hallerde işyeri hekiminin zorunlu olarak tam zamanlı olarak çalıştırılması gerektiğini ayrıntılı olarak düzenlemiştir (ÇSGB, 2013: Md. 12).

[2] Bu noktada, az tehlikeli işyerlerinin hangileri olduğunun İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’nde belirtildiğinin altını çizmek gerekir (ÇSGB, 2012).