İş Güvenliği Kanunu Uygulanma Usulleri (Mali Çözüm Dergisi, Sayı: 120, Kasım-Aralık 2013)

ÖRNEKLERLE 6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU TEŞVİKİNİN UYGULANMA USULLERİ VE HUKUKİ SORUNLAR

 

Bünyamin ESEN

Sosyal Güvenlik Denetmeni

London School of Economics and Political Science Sosyal Politika Bilim Uzmanı

 

Mali Çözüm Dergisi, Sayı: 120, Kasım-Aralık 2013

 

 

  • GİRİŞ

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu sonrasında ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları ile mücadele ve iş güvenliği kültürünün çalışma hayatında kökleşmesi açısından tarihi nitelikte bir dönüşüm başlamış bulunmaktadır. İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulması, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve sağlık personeli çalıştırmanın zorunlu hale gelişi, çalışan temsilcisi uygulaması, iş güvenliği eğitimlerinin zorunlu tutulması ve sağlık gözetimi uygulamaları gibi düzenlemeler ülkemizdeki işletmeleri güvenli çalışma kültürünü kazanacak şekilde kapsamlı bir dönüşüme tabi tutmayı zorunlu kılmıştır.

Öte yandan 6331 sayılı Kanun’un getirdiği yeni yükümlülükler küçük işyerleri ve sınırlı kar marjları ile üretim yapmaya çalışan ve az çalışanı bulunan işletmeler açısından ciddi bir mali külfet ortaya çıkartmış bulunmaktadır.

Söz konusu küçük işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına geçişini kolaylaştırmak ve desteklemek amacıyla 6331 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca Kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere 10’dan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin bedelleri için Devlet desteğinin verilmesi imkânını yasal olarak getirmiş bulunmaktadır.

Söz konusu teşvikin uygulanmasına dönük olarak çıkartılmış bulunan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik 24.12.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Söz konusu Yönetmelik sonrasında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını desteklemek üzere kamu bütçesinden ödenecek teşvikin nasıl ve ne kapsamda uygulanacağı netleşmiş, teşvikin tutarı açığa kavuşturulmuş bulunmaktadır.

Bu makalede 6331 sayılı Kanun uyarınca getirilmiş olan iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi hakkında Devlet desteğinin uygulanma usulleri ve hangi işyerlerinin teşvikten yararlanabileceği hususları örneklerle ele alınmıştır.

 

  • 6331 SAYILI KANUN TEŞVİKİNİN KANUNİ ÇERÇEVESİ

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının kökleşmesi amacıyla; işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmasını (Md. 10), işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli görevlendirilmesini (Md. 6), İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu (İSGK) kurulmasını ya da Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB)’nden hizmet satın alınmasını (Md. 22), çalışanların sağlık gözetimine tabi tutulmasını (Md. 15), işyerinde çalışan temsilcisinin ve destek elemanının görev yapmasını (Md. 20), çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitilmesini (Md. 17) ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için gerekli olan her türlü tedbirin alınmasını ve organizasyonun yapılmasını (Md. 4) kapsama giren işyerlerine zorunlu koşmuştur.

İşletmelerde ve işyerlerinde geniş ölçekli bir dönüşüm gerektiren ve işyeri örgütlenmesinde yeni organizasyonları zorunlu kılan söz konusu düzenlemeler, doğal olarak işletmelere yeni mali yükler getirmiş bulunmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyeti tümüyle işverenlerin uhdesinde olup, bu tedbirlerin maliyetinin hiçbir şekilde çalışanlara yansıtılmaması esastır (6331, Md. 4). Özellikle küçük ölçekli ve az çalışanı bulunan işletmelerin işverenlerinin, söz konusu mali külfetlerden daha fazla etkilenecekleri hususu izahtan varestedir.

Bu çerçevede, 6331 sayılı Kanun küçük ölçekli işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini temin ederken desteklenmesi amacıyla yeni bir kamusal teşvik düzenlemesi getirmiş bulunmaktadır (6331, Md. 7). Teşvik kapsamındaki işyerlerine belirlenen tutar kadar iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedeli kamu otoritesi tarafından karşılanmaktadır.

6331 sayılı Kanuna göre, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, Kamu kurum ve kuruluşları hariç 10 kişiden az (9 ve daha az çalışanı) bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca destek sağlanabilmesi yasal açıdan mümkün hale gelmiştir. Ancak, Bakanlar Kurulu, 10 kişiden az çalışanı bulunanlardan “az tehlikeli sınıf”ta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilme yetkisine sahip kılınmıştır. Belirmek gerekir ki, bu çalışmanın yazıldığı tarihi itibariyle Bakanlar Kurulu iş sağlığı ve güvenliği teşvikini az tehlikeli işyerlerine henüz genişletmemiş bulunmaktadır.

Kanundaki düzenleme söz konusu kamu desteğinin bedelinin, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından kısa vadeli sigorta kolları için toplanan primlerden kaynak aktarılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından finanse edilmesi esasını benimsemiştir (6331, Md. 7).

 

  • TEŞVİKTEN YARARLANABİLEN İŞYERLERİ

Alt mevzuat düzenlemesine baktığımızda, 24.12.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmış bulunan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik ile teşvikin nasıl uygulanacağının düzenlendiği görülmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik 01.01.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Yönetmelik uyarınca iş sağlığı ve güvenliği desteğinden, Türkiye genelinde 10’dan az çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin işverenlerinin faydalanmaları düzenlenmiştir.

Kanunda 10’dan az çalışanı olan işyerlerinin teşvikten yararlanabileceği düzenlenmiş iken Yönetmelik Kanunu daraltıcı bir şekilde yorumlamış, buna göre teşvikten faydalanabilmek için ayni işverenin Türkiye genelindeki tüm işyerlerinde çalışan toplam çalışan sayısının 10’dan az olması şartı aranmıştır.

Destekten yararlanacak işyerlerinin tespitinde, SGK tarafından tescil edilmiş işyeri kayıtları ve SGK’ya 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesi gereğince her ay verilen Aylık Prim ve Hizmet Belgeleri (APHB) esas alınacaktır.

 

  • ÇALIŞAN HESABI NASIL YAPILACAK?

İş sağlığı ve güvenliği desteğinin uygulanmasına yönelik temel alt mevzuat metni olan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca çalışan sayısının 10’dan az olup olmadığının tespiti ve hesaplanması özel bir önem arz etmektedir.

Buna göre, aynı işverenin Türkiye genelinde birden fazla tescilli işyerinin bulunması halinde, aynı işveren tarafından 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında Türkiye genelinde tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalıştırılan toplam sigortalı sayısı esas alınacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken iki husus bulunmaktadır: İlk olarak, işverenin yalnızca tehlikeli ve çok tehlikeli sınıflarda yer alan işyerindeki çalışan sayısı hesaba dâhil edilecek, işverene ait az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerindeki çalışan sayısı dikkate alınmayacaktır. İkinci olarak ise, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi uyarınca sigortalı olan gerçek kişi işverenin kendisi veya tüzel kişilik işveren ortağı olarak 4/1-(b)’li olarak çalışan sigortalılar çalışan sayısının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Örnekler ile açıklayalım:

Örnek 1: A Ltd. Şti. unvanlı tüzel kişiliğin az tehlikeli sınıfta bulunan büro işyerinde Ocak 2014 tarihi itibariyle 200 çalışanı bulunmaktadır. Ayni tüzel kişilik işveren, çok tehlikeli sınıfta yer alan ve plastik enjeksiyon atölyesi vasfındaki işyerinde ise Ocak 2014 ayı itibariyle 9 çalışan istihdam etmektedir. Söz konusu işveren tehlikeli sınıfta yer alan 9 çalışanlı işyeri için teşvikten yararlanabilecektir. Zira işverenin Türkiye genelindeki toplam çalışan sayısı 209 olsa bile, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerindeki çalışan sayısı 10’dan azdır.

Örnek 2: B Ltd. Şti. unvanlı şirketin tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde hizmet akdi ile çalışan 9 çalışanı bulunmaktadır. Ayrıca işyerinde B Ltd. Şti. unvanlı tüzel kişiliğin ortağı olan 3 kişi daha 4/1-(b) sigortalısı olarak tescil edilmiş bulunmaktadır ve işyerinde bilfiil çalışmaktadırlar. İşyerinin 4/1-(a) sigortalısı sayısı 10’dan düşük olduğu için diğer koşulları da taşıması şartıyla teşvikten yararlanacaktır.

 

Teşvikten yararlanmak için yapılacak hesaplamada, işverenden iş alan alt işverenlerce çalıştırılan sigortalılar toplam çalışan sayısına dâhil edilecektir. Fatura karşılığı hizmet satın alınması bu kapsamda olmayıp, işyerinin alt işvereni olup olmadığına bakılır. Örneklerle açıklayalım:

Örnek 3: C isimli gerçek şahıs işverene ait oto yedek parçası üretimi yapılan işyerinde toplamda 9 çalışan istihdam edilmektedir. Söz konusu işveren işyerinin temizlik işini D Ltd. Şti. unvanlı şirkete vermiş, bunun karşılığında işyerinde çay yapmak ve temizlik işleriyle ilgilenen 1 kişi görevlendirilmiştir. D. Ltd. Şti. ise işyerinde çalıştırdığı kişi için SGK’ya alt işyeri dosyası açtırmış, sigortalılık bildirimlerini alt işveren olarak yerine getirmektedir. Bu durumda C isimli işveren alt işveren dâhil toplam çalışan sayısı 10 olduğu için, iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden faydalanamayacaktır.

Örnek 4: E Ltd. Şti. unvanlı işverene ait inşaat işyerinde 9 çalışan istihdam edilmektedir. İşveren teknik uzmanlık gerektiren bir iş olması dolayısıyla elektrik tesisatı döşemek amacıyla D isimli şahıstan fatura mukabili hizmet satın almış, F isimli şahıs Ocak 2014-Mart 2014 ayları arasında işyerinde fiilen çalışarak elektrik tesisatını döşemiştir, bu dönem boyunca şahsın sigortalılık bildirimleri F isimli şahsa ait kendi işyeri dosyasından yapılmıştır. C Ltd. Şti. unvanlı işverene ait inşaat işyeri söz konusu dönem boyunca teşvikten yararlanmaya devam edecektir, zira alt işverenlik ilişkisi kurulmamıştır.

 

Çalışan sayısının hesabından önemli olan bir başka husus, işyerinde ay içerisinde izinli olanlardır. Çalışan sayısının hesabında, işyerinin aylık prim ve hizmet belgesi (APHB)de kayıtlı ve ücret ödenen sigortalılar olduğu gibi, çeşitli nedenlerle ay içinde çalışması bulunmayan ve ücret ödenmeyen sigortalılar da toplam çalışan sayısına dâhil edilecektir.Ay içerisinde, örneğin ücretsiz izinde olması nedeniyle, hizmet gün sayısı o ayki aylık prim ve hizmet belgesinde sıfır gün olarak bildirilen bir çalışan da hesaba dâhil edilecektir. Örneklerle açıklayalım:

Örnek 5: 10 kişinin çalıştığı tehlikeli sınıftaki bir işyerinde 1 çalışanın aylıksız izinli olması nedeniyle 2014 Ocak ayına ait Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde 0 gün sayısı ile bildirildiği görülmektedir. Ay içerisinde fiilen çalışan sigortalı sayısı 9 olsa dahi, Aylık Prim ve Hizmet Belgesi’nde kayıtlı sigortalı sayısı 10 olduğundan işyeri o ya teşvikten yararlanamayacaktır.

 

Çalışan sayısının hesabında temel evrak aylık prim ve hizmet belgeleridir. Her bir ayda SGK’ya verilmiş bulunan asıl ve ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısından, iptal nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısı düşülerek hesaplama yapılacaktır.

Ay içinde işe giren veya işten çıkan sigortalılar da sigortalı sayısına dâhil edilecektir. Başka bir deyişle, ay içerisinde bir gün dahi çalışmış olan bir çalışan hesaplamaya dahil olacaktır.

05.06.1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler çalışan sayısının tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Örneklerle açıklayalım:

Örnek 6: Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerinin işverenince Temmuz 2014 ayına verilen asıl nitelikteki APHB’de 10 çalışan SGK’ya bildirilmiştir. Yapılan incelemede ay içerisinde bir sigortalının işe başlaması konusunda anlaşılmasına rağmen hiçbir zaman işe gelmediği anlaşılmış, söz konusu çalışana ait iptal nitelikteki APHB verilmiş ve bu iptal APHB SGK tarafından işleme konulmuştur. İşyeri Temmuz ayı itibariyle 10-1=9 çalışana sahip olduğundan diğer şartları da taşıması halinde teşvikten yararlanabilecektir.

Örnek 7: Tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde sürekli olarak çalışan 9 işçi bulunmaktadır. İşverence 1 Ağustos’ta işe alınan bir sigortalı, 1 gün çalıştıktan sonra gün sonunda işi bırakmıştır. İşyerinde ayın geri kalanında 9 kişi ile çalışılmaya devam edilmiştir. Ağustos 2014’e ait APHB’de kayıtlı çalışan sayısı 10 olacağından dolayı işyeri Ağustos ayı için teşvikten yararlanamayacaktır.

Örnek 8: Tehlikeli sınıfta yer alan işyerinin Nisan 2014 ayına ait APHB’sinde 8 çalışanı, 2014 Mayıs ayına ait APHB’de 10 adet çalışanı, Haziran 2014’e ait APHB’sinde ise 9 çalışanı bulunmaktadır. İşyeri Mayıs ayında teşvikten yararlanamayacak, Nisan ve Haziran ayları için ise yararlanabilecektir.

Örnek 9: Döküm atölyesi niteliğindeki işyerinin işverenince verilen 2014 Aralık dönemine ait APHB’de 8 çalışan bildirilmiştir. Öte yandan ayni ay içerisinde işyerinde çalışan 1 çırak, 1 aday çırak ve 1 stajyer ayrıca 7 kodlu olarak verilen APHB ile SGK’ya bildirilmiştir. Çırak, aday çıraklar ve stajyerler hesaplamaya dâhil edilmeyeceği için işveren işyeri için ilgili ay teşvikten yararlanabilecektir.

 

  • TEŞVİĞİN UYGULANMA USULÜ

  1. Teşvik Alabilmek İçin Hizmet Satın Alma Yöntemi

İşyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden yararlanabilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nce yetkilendirilmiş, yetkisi ve belgesinin geçerliliği halen devam eden, elektronik ortamda İSG-KATİP programına kayıtlı bir OSGB’den ya da işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve sağlık personelinden hizmet satın alınmış olması gerekmektedir. Yetkisiz birimler ya da belgesi olmayan ya da belgesi geçersiz hale gelmiş veyahut İSG-KATİP’te kayıtlı bulunmayan kişilerden ve hizmet sunucularından alınan hizmetler için teşvik verilmeyecektir.

Bir başka şart, söz konusu hizmet sunucusu ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin verilmesine ilişkin yapılmış bir sözleşmesinin olmasıdır. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hizmet alımlarında sözleşmelerin hangi şekillerde yapılacağı İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği’nin 14 üncü maddesinde ve eklerinde belirtilmiştir (İSVGHY, Md. 14, EK 3- EK6). İş sağlığı ve güvenliği hizmet sunucuları ve şahıslar arasında akdedilen, anılan Yönetmelik’e uygun olarak düzenlenmiş hizmet sözleşmeleri İSG-KATİP programına kaydedilmektedir.

 

  1. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Bedellerinin Tespiti

Ondan az çalışanı bulunan işverenlere sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelleri işyerinin tehlike sınıfı ve SGK’ya bildirilen sigortalı sayısı ile sigortalıların çalıştıkları gün sayısı esas alınarak her bir işyeri ve her ay için ayrı ayrı tespit edilecektir.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelinin sigortalı başına günlük miktarı 16 yaşından büyük sigortalılar için belirlenen prime esas kazanç alt sınırının günlük tutarının sırasıyla %1,4 ve %1,6’sı olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Söz konusu düzenleme ile 2014 yılının birinci ve ikinci altı aylık dönemleri için çalışan başına verilecek günlük iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelinin parasal tutarı aşağıdaki Tablo 1’de verilmiştir.

 

Dönem İşyerinin tehlike sınıfı Teşvik oranı Sigortalı başına verilecek bir günlük desteğin parasal tutarı
01.01.2014 – 30.06.2014 Tehlikeli % 1,4 49,98 Kuruş
01.01.2014 – 30.06.2014 Çok Tehlikeli % 1,6 57,12 Kuruş
01.07.2014 – 31.12.2014 Tehlikeli % 1,4 52,92 Kuruş
01.07.2014 – 31.12.2014 Çok Tehlikeli % 1,6 60,48 Kuruş

Tablo 1: 2014 yılı içerisinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği teşvikinin sigortalı başına bir günlük parasal tutarları.

 

Sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelinin tutarı, işyerinin tehlike sınıfına göre % 1,4 ya da % 1,6 yüzdelerinin aylık prim ve hizmet belgesi ile bildirilen prim ödeme gün sayısı ile çarpılması suretiyle tespit edilecektir. Başka bir deyişle ay içerisinde sıfır gün hizmeti bulunan bir sigortalı işyerinin teşviki hak edip etmediğinin hesabında dikkate alınırken, ayni sigortalı teşvik bedeli verilirken dikkate alınmamaktadır.

Örneklerle teşvik bedelinin nasıl hesaplanacağını açıklayalım:

 

Örnek 10: G isimli işverene ait çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerinden 2014 Ocak ayına ait APHB’de 9 çalışan bildirilmiştir. Çalışanlardan 7’si aylık tam 30 gün üzerinden, ayın yarısında aylıksız izinli olan bir çalışan 15 gün üzerinden, ayın ilk günü mesai bitiminde işten ayrılmış olan bir çalışan ise 1 gün üzerinden sigortalı bildirilmiştir. Buna göre işyerinin yararlanacağı iş sağlığı ve güvenliği teşviki tutarı tespit olunurken aşağıdaki formül kullanılacaktır:

(30 x 7)+15+1 = 226 gün (APHB’de bildirilen gün sayısı)

İlgili dönemde asgari ücretin günlük tutarının % 1,6’sı = 57,12 Kuruş

226 x 57,12 Kuruş = 129 TL 9 Kuruş (Yararlanılacak teşvikin parasal tutarı)

 

Örnek 11: 9 çalışanı bulunan ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerindeki tüm çalışanlar 2014 Mart ayına ait APHB’de 30 tüm gün üzerinden bildirilmiştir. Buna göre işyerinin yararlanacağı iş sağlığı ve güvenliği teşvik tutarı;

(30 x 9) = 270 gün;

İlgili dönemde asgari ücretin günlük tutarının % 1,6’sı = 57,12 Kuruş

270 x 57,12 = 154 TL 22 Kuruş;

olacaktır.

 

  1. Teşvike Başvuru Yöntemi ve Desteğin Ödenme Şekli

Kapsama giren işverenlerce destekten yararlanmak için SGK’ya başvuru yapılması gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliği desteğinin uygulanması amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü sözleşme yapan ve destek kapsamında olan işyerlerinin tespit edilmesini sağlamak amacıyla SGK’ya İSG-KATİP’e erişim yetkisi sağlamış bulunmaktadır. SGK, destekten faydalanmak için başvuran işyerlerinin hangilerinin kapsama girdiğini ve işyerinin bir hizmet sunucusuyla usulünce sözleşme yapıp yapmadığını İSG-KATİP üzerinden kontrol edecektir.

Teşvikten faydalanmak amacıyla yapılacak başvuru ve ödeme ile ilgili uygulamaya ilişkin diğer hususlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın uygun görüşü doğrultusunda SGK tarafından belirlenecektir. Bu makalenin yazım tarihi itibariyle SGK tarafından bu konudaki Genelge henüz çıkartılmamış bulunmaktadır.

Teşvik uygulamasının ödenmesinde SGK, İşverenlere sağlanan hizmetin bedelini, üçer aylık dönemler halinde hesaplayacaktır. Dönem sonundaki tutarları takip eden ikinci ayın sonunda işverene ödeyecektir. Teşvikin ödenme dönemlerinin nasıl tespit edileceğini bir örnek ile açıklayalım:

 

Örnek 12: Çok tehlikeli sınıfta bulunan bir işyeri, Ocak, Şubat ve Mart aylarında 9 çalışan ve 30’ar gün hizmet süreleri ile çalışmış ve işveren bu işyeri için iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden yararlanmayı hak etmiştir. Bu işyeri için Nisan ayının 23’üne kadar verilebilecek olan Mart ayına ait APHB sonrasında SGK tarafından üç aylık dönem için (2014/1-2-3) hesaplanacak olan 154 TL 22 Kuruş x 3 = 462 TL 67 Kuruş’luk tutar 31.05.2013 tarihi itibariyle, işverenin SGK’ya gecikmiş prim borcu bulunmaması şartı ile işverene ödenecektir.

 

Teşvik tutarı ödenirken SGK’ya olan borçlar dikkate alınacaktır. SGK’ya yasal süresi içerisinde ödenmemiş prim ve prime ilişkin borcun bulunması halinde, destek tutarları bu borca mahsup edilecektir. Mahsuplaşma yöntemi dikkate alındığında teşvikin uygulanmasının SGK’nın uyguladığı prim teşviklerine benzediği görülmektedir.

Son olarak, şunu belirtmek gerekir ki, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi için uygulanacak teşvikler için, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınacaktır.

 

  1. KANUN İLE YÖNETMELİK ÇELİŞİYOR MU?

6331 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi iş sağlığı ve güvenliği teşvikinin uygulanmasında “işyeri” temelini baz almıştır. Buna göre, Kanunun metnine baktığımızda destekten yararlanacak işyerlerinin tespitinde aranan “10 kişiden az çalışanı bulunmak” şartının o spesifik “işyeri” yönünden arandığı görülmektedir.

Ancak İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik, yasal dayanağı olan 6331 sayılı Kanun ile çelişkili olarak, “işveren” temelini baz almış, teşvikten yararlanmak için işverenin Türkiye genelindeki toplam işyerlerinde “10 kişiden az çalışanı bulunması”nı şart olarak belirlemiştir. Burada Kanunun açık hükmünün Yönetmelik ile yanlış yorumlandığından söz etmek mümkündür.

6331 sayılı Kanuna göre “işveren” kavramı, çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade etmektedir (6331, Md. 3). Yine ayni Kanuna göre “işyeri” kavramı ise mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyonudur (6331, Md. 3).

Görüldüğü üzere 6331 sayılı Kanun uyarınca işyeri ve işveren kavramları birbirinden farklı olup, 6331 sayılı Kanun teşvikten yararlanmak için işyeri bazında 10 kişiden az çalışanı bulunma şartını aramıştır. Anılan Yönetmelik ise Kanun’un ruhuna ve metnine aykırı olarak işveren bazında ve ülke çapında 10 kişiden az çalışanı bulunma şartını yürürlüğe koymuş bulunmaktadır.

“İşyeri” ve “işveren”, lafzi olarak yakın ve gündelik dilde sıkça sesteş olarak kullanılabilen tabirler olsa dahi, hukuki ıstılahta “işyeri” ve “işveren” kavramları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Gerek sosyal güvenlik hukuku gerekse de iş sağlığı ve güvenliği hukuku temelde işyeri ve tescil edilmiş dosya bazlı bir mantık üzerine kuruludur.

10’dan az çalışanın tespitinde işyeri yerine işveren kavramını esas almanın pratikte çok farklı sonuçlara neden olacağı görülmektedir. Kanunun muradı ayni işverene ait olsalar da, ondan az çalışanı olan her bir işyeri için teşvik getirmek iken, söz konusu Yönetmelik hükümleri uyarınca ondan az çalışanı bulunan birçok işyerinin destekten yararlanması mümkün olmayacaktır. Bu ise ülke çapında teşvikten yararlanabilecek işyeri sayısını ciddi ölçüde azaltmaktadır.

Kanun hükümlerinin Yönetmelik ile daraltılmasının pratikte ortaya çıkartacağı farklılıkları örnekler ile açıklayalım:

 

Örnek 13: Türkiye çapında farklı iller dâhilinde elli adet şubesi olan ve oto tamir ve bakım işleri ile ilgilenen H Ltd. Şti. unvanlı tüzel kişilik işverenin her bir işyerinde 5 ile 9 arasında çalışanı bulunmaktadır. Kanunun lafzi hükmüne göre her bir işyeri ayrı ayrı teşvikten yararlanmalıdır; zira her bir işyeri ayrı ayrı iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri satın almak durumundadır. Oysa Yönetmelik hükümleri uyarınca ayni işverenin işyerleri olduklarından dolayı söz konusu işyerlerinden hiçbiri iş sağlığı ve güvenliği desteğinden yararlanamayacaktır; zira teşvikten faydalanıp faydalanmayacağının tespitinde işverenin Türkiye çapındaki tüm işyerlerindeki toplam çalışan sayısı dikkate alınmaktadır.

Örnek 14: İstanbul, Ankara, Bursa, Samsun ve Antalya’da şubeleri bulunan tehlikeli sınıfta bulunan işler ile iştigal eden K isimli gerçek kişi işverenin her bir şubesinde 2 çalışanı bulunmaktadır. K isimli işverenin 6331 sayılı Kanun her bir işyeri için ayrı ayrı OSGB hizmeti satın alması Kanuni zorunluluktur. Başka bir deyişle ilgili tüzel kişiliğin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine dair maliyetleri sahip olduğu işyeri adedince artmaktadır. Ne var ki, söz konusu işveren, teşvikin hak edilip edilmediğin tespitinde Türkiye çapındaki işyerlerindeki çalışanlarının toplam sayısı dikkate alındığından, Yönetmelik hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden hiçbir işyeri için yararlanmayacaktır.

 

Hukuki analizimiz Yönetmeliğin metninin Kanunun ruhuna ve lafzına tezat teşkil ettiği yönündedir. Yönetmelik yalnızca Kanun hükmünü daraltıcı bir şekilde yorumlamamış, ayni zamanda üst norm ile açık bir çelişki ortaya koymuştur.

 

  1. KANUNUN LAFZI VE RUHU NEYİ İFADE ETMEKTEDİR?

İş sağlığı ve güvenliği teşvikinin uygulanması konusundaki Yönetmelik ile Kanun arasındaki çelişki, yalnızca lafzi olmayıp Kanun’un ruhuna da aykırılık oluşturmaktadır. Bu durum yasa yapıcının kanun gerekçesinde bakıldığında açıkça görülmektedir.

6331 sayılı Kanun iş sağlığı ve güvenliğine işyeri bazlı bir yükümlülük zinciri getirmiştir. Ayni işverenin birden çok işyeri olması halinde her bir işyeri için ayrı ayrı risk değerlendirmesi yapmak, OSGB’den hizmet satın almak gibi bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Ayni işverenin bir işyerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmış olması diğer işyerinde alınmamış olmasına mazeret teşkil etmeyecektir. Başka bir deyişle maddi külfet işveren başına değil işyeri başına artmaktadır. Tarihi nitelikte kapsamlı bir dönüşüm gerektiren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun teşvik uygulaması, küçük işyerlerinin altına girdikleri yükün azaltılmasına matuftur. Öyle ise, teşvikin, 6331 sayılı Kanun yükümlülükleri dolayısıyla ek maliyet oluşacak her bir işyeri için ayrı ayrı olarak verilmesi Kanun’un ruhuna ve amacına matuf olacak yorumdur.

6331 sayılı Kanun’un gerekçesine bakıldığında da bu hukuki yorumumuzu destekleyen bir durumla karşılaşılmaktadır. Başbakanlık’ın 03.04.2012 tarihli Kanun tasarısının gerekçesinde, iş sağlığı ve güvenliği teşviki ile, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi amacıyla getirilen düzenlemeler ile küçük işletmelerin ekonomik olarak girdiklerin yükün hafifletilmesinin murat edildiği ve bu durumun da, 89/391 EEC sayılı Direktifin giriş kısmında da üzerinde durulan küçük işletmelerin ekonomik girişimlerinin devam edebilmesini sağlayacağı belirtilmiş bulunmaktadır (Başbakanlık, 2012: 26-27).

Peki, bürokrasi yasamanın çıkarttığı Kanun hükmünü neden daraltıcı şekilde yorumlamıştır? 10’dan az çalışanı olan işyerlerine destek sağlamış olan Kanunun alt mevzuat düzenlemesinde daraltıcı şekilde yorumlanarak işveren bazlı bir hesaplamaya dönüştürülmesinin temel amacının, teşvikten yararlanacak işyeri sayısını kısmak ve bu sayede Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçesinin söz konusu teşvikten olumsuz etkilenmesini engellemek olduğu görülmektedir.

Ancak bu durum yine Yasa yapıcının muradına aykırıdır ve ufuksuz bir yorumdur. Başbakanlık’ın 03.04.2012 tarihli Kanun tasarısının gerekçesinde iş sağlığı ve güvenliği teşvikinin “ilk uygulama döneminde iş kazası ve meslek hastalıkları bakımından kısa vadeli sigorta kolu prim gelirleri hesabında hissedilebilir bir harcamaya sebep olabileceği, ancak uzun dönemde ise iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerleşmesi ve işyerlerinde güvenlik kültürünün oluşması sayesinde, iş kazası ve meslek hastalıklardan kaynaklanan görünür ve görünmeyen maliyetlerin azalacağına” vurgu yapılmıştır (Başbakanlık, 2012: 26-27).

Görüldüğü üzere kısa dönemde SGK’nın giderlerine arttırır gibi görünecek bir destek uygulaması, orta ve uzun vadede iş kazaları ve meslek hastalıklarını azaltarak sosyal güvenlik bütçesine olumlu katkı yapacak bir düzenlemedir. Ülkemizde iş kazalarının önemli bir kısmının küçük ve orta ölçekli işyerlerinde olduğu düşünüldüğünde bu yorumun haklılığı bir kez daha ortaya çıkar. İş sağlığı ve güvenliği teşviki SGK prim gelirlerini azaltarak sosyal güvenlik bütçesini sarsacak bir yük değil, aksine SGK’nın iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle oluşacak giderlerini sınırlayacak uzun vadeli bir yatırımdır.

Normlar hiyerarşisi uyarınca Kanun hükmü esas olup, 6331 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin lafzına ve ruhuna aykırılık oluşturan söz konusu yönetmeliğin ilgili hükmünün Danıştay’a götürülmesi halinde iptali olasıdır.

 

  1. TEŞVİKTEN UZAKLAŞTIRILMA YAPTIRIMI

İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi teşviki için bir takım şartlar getirilmiş ve belirli hallerde işverenlerin teşvikten uzaklaştırılmaları düzenlenmiştir. Bu noktada iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden yararlanma şartlarının yitirilmesinin nasıl olacağına ve hangi yaptırımların uygulanacağına bakmakta yarar bulunmaktadır.

Kapsama giren işverenlerce destekten yararlanılabilmesi için işverenin kapsama giren her bir işyerinin aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde SGK’ya verilmesi şarttır. Bir örnek ile açıklayalım:

 

Örnek 15: M isimli işveren, kendisine ait 4 kişinin çalıştığı tehlikeli sınıftaki işyeri ile 5 kişinin çalıştığı çok tehlikeli sınıflardaki işyerleri için iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden yararlanmaktadır. İşverenin bir işyerinden aylık prim ve hizmet belgesini yasal süresi olan en geç ait olduğu ayı takip eden ayın 23’ünde vermemesi halinde o ay için diğer işyerinden alacağı teşvik de kesilecektir.

 

İş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan denetimler sonucunda, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi için uygulanan teşviklerden yararlanma hakkının kaybedilmesi de mümkün olabilecektir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve diğer mevzuat gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde; istihdam ettiği kişilerin sigortalılık bildiriminde bulunmadığı, başka bir deyişle kayıt dışı olarak istihdam ettiği tespit edilen işverenlerden, kayıt dışı istihdam ettiği aydan başlanarak tespit tarihine kadar yapılan ödemeler yasal faizi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilecektir.

Sigortasız işçi çalıştırmak ya da başka bir ifadeyle kayıt dışı istihdam bulundurmak yalnızca geriye dönük olarak uygulanan teşvikleri kesmez, bunun yanında teşvikten uzaklaştırılma yaptırımını da gerektirir. Buna göre bu durumdaki işverenler, sağlanan destekten üç (3) yıl süreyle faydalanamayacaktır.

SGK’nın denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları olan Sosyal Güvenlik Denetmenleri ve SGK Müfettişleri tarafından yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden veya mahkeme ilamına istinaden çalıştırdıkları sigortalıları SGK’ya bildirmedikleri tespit edilen işverenler, 3 (üç) yıl süreyle faydalanamayacaktır. Söz konusu üç (3) yıllık süre tespitin yapıldığı tarihi takip eden aydan itibaren başlayacaktır. Ayrıca, kayıt dışı çalışanın işe başladığı aydan itibaren yapılan ödemeler SGK’ca yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır.

Teşvikin kesilmesini ve yaptırım uygulanmasını bir örnek ile açıklayalım:

 

Örnek 16: N isimli işveren, 9 kişinin çalıştığı tehlikeli sınıftaki işyeri için iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden 01.01.2014 ile 31.09.2014 tarihleri arasında yararlanmıştır. 10.10.2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Denetmenince yapılan yerel denetimde işyerinde 01.07.2014 tarihinden beri sigortasız çalışan bulundurulduğu tespit edilmiştir. Buna göre işverence Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait teşvik tutarı yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır. Ayrıca bu işveren 01.11.2014 tarihinden itibaren teşvikten üç yıl süreyle (01.11.2017 tarihine kadar) uzaklaştırılacaktır.

 

Birden fazla işyeri bulunan işverenlere ait işyerlerinde kayıt dışı çalışanı bulunduğunun tespiti halinde, gerek tespitin yapıldığı işyeri için, gerekse diğer işyerleri için kayıt dışı çalışanın işe başladığı aydan itibaren yapılan ödemeler SGK’ca yasal faizi ile birlikte geri alınacak ve söz konusu işverenler tespitin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanılarak sağlanan destekten 3 (üç) yıl boyunca yararlanamayacaktır.

 

Örnek 17: M isimli işveren, kendisine ait 4 kişinin çalıştığı tehlikeli sınıftaki işyeri ile 5 kişinin çalıştığı çok tehlikeli sınıflardaki işyerleri için iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden 01.01.2014 ile 31.03.2014 tarihleri arasında yararlanmıştır. İşverenin 4 kişinin çalıştığı birinci işyerinde 01.04.2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Denetmenince yapılan yerel denetimde işyerinde 01.01.2014 tarihinden beri sigortasız çalışan bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre yalnızca kayıt dışı istihdam bulunduran işyeri için değil, işverenin her iki işyeri için de faydalanılan Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait teşvik tutarı yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır. Ayrıca bu işveren 01.05.2014 tarihinden itibaren teşvikten üç yıl süreyle (01.05.2017 tarihine kadar) uzaklaştırılacaktır.

 

Son olarak, iş sağlığı ve güvenliği teşvikinin uygulanması ile ilgili denetimlerin kimler tarafından yapılacağını belirtmek de yararlı olacaktır. İş sağlığı ve güvenliği desteği ile ilgili olarak gerektiğinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş Müfettişleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yetkili denetim elemanları olan Sosyal Güvenlik Denetmenleri ve SGK Müfettişleri denetim konusunda yetkili kılınmıştır.

 

  1. SONUÇ

Küçük işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına geçişini kolaylaştırmak ve desteklemek amacıyla 6331 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca Kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere 10’dan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine teşvik düzenlemesi mevzuatımıza girmiş bulunmaktadır.

Söz konusu teşvikin uygulanmasına dönük olarak çıkartılmış bulunan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik 24.12.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak 01.01.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

İlgili Yönetmelik uyarınca 10’dan az çalışanı bulunan işverenlere sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelleri işyerinin tehlike sınıfı ve SGK’ya bildirilen sigortalı sayısı ile sigortalıların çalıştıkları gün sayısı esas alınarak her bir işyeri için ayrı ayrı tespit edilmektedir. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için sağlanacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedelinin sigortalı başına günlük miktarı 16 yaşından büyük sigortalılar için belirlenen prime esas kazanç alt sınırının günlük tutarının sırasıyla %1,4 ve %1,6’sıdır. Söz konusu düzenleme ile 10’dan az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerine 2014 yılının ilk altı aylık dönemi için verilecek her çalışan başına ve günlük teşvik tutarı sırasıyla 49,98 Kuruş ve 57,12 Kuruş; 2014 yılının ikinci altı ayı için ise sırasıyla 52,92 Kuruş ve 60,48 Kuruş olarak uygulanacaktır.

Söz konusu teşvik tutarları SGK tarafından üçer aylık dönemler halinde hesaplanacak, dönem sonundaki tutarlar takip eden ikinci ayın sonunda işverene ödeyecektir. SGK’ya yasal süresi içerisinde ödenmemiş prim ve prime ilişkin borcun bulunması halinde, destek tutarları bu borca mahsup edilecektir.

Kapsama giren işverenlerce destekten yararlanılabilmesi için işverenin İSG-KATİP’te yetkilendirilmiş bir iş sağlığı ve güvenliği hizmet sunucusu ile usulünce sözleşme yapması ve işverenin tüm işyerlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde SGK’ya verilmesi şarttır. Yapılacak denetimler kayıt dışı istihdamda bulunduğu anlaşılan işverenlerin Türkiye çapındaki tüm işyerleri tespitin yapıldığı tarihi takip eden aydan başlamak üzere teşvikten üç (3) yıl süreyle uzaklaştırılacaktır. Ayrıca, kayıt dışı çalışanın işe başladığı aydan itibaren tespitin yapıldığı aya kadar (o ay dâhil) işverenin tüm işyerleri için yapılan iş sağlığı ve güvenliği teşviki ödemeleri SGK’ca yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır.

Öte yandan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’te destekten yararlanabilecek işyerlerinin tespitinde işveren bazlı bir değerlendirme yapılmış bulunması ve ayni işverenin Türkiye çapındaki tüm işyerlerinde çalışan sayısının 10 az olmasının aranıyor olması, Yönetmeliğin dayanağını oluşturan ve teşvikten yararlanabileceklerin tespitinde “işyeri” bazlı bir hukuki düzenleme getiren 6331 sayılı Kanun’un 7 nci maddesine lafzen ve ruhen aykırılık oluşturmaktadır.

 

KAYNAKÇA:

T.C. Yasalar (1986) 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 19.06.1986, Sayı: 19139.

T.C. Yasalar (2006) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 16.06.2006, Sayı: 26200.

T.C. Yasalar (2012) 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 30.06.2012, Sayı: 28339.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (2013a) İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 29.12.2013, Sayı: 28512.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (2013b) İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik, Ankara: Resmi Gazete, Tarih: 24.12.2013, Sayı: 28861.

Başbakanlık (03.04.2012) İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü, Sayı: 101-434/1613, http://www2.tbmm.gov.tr/d24/1/1-0605.pdf (Erişim tarihi: 03.01.2014).

EEC (1989) Directive 89/391/EEC, Occupational Safety and Health “Framework Directive of 12 June 1989 on the introduction of measures to encourage improvements in the safety and health of workers at work (İşçilerin çalışırken sağlık ve güvenliğindeki gelişmelerin teşvikine ilişkin tedbirlerin alınmasına dair 12.06.1989 tarih ve 89/391/EEC sayılı Konsey Direktifi), (Erişim tarihi: 03.01.2013).